İngilizce Sözlük indir




Motorola Phone



Bilgisayar Donanım



Sony Ericsson





Playstation 3




prince of persia 4


İngilizce Diyalog




Directx 11





Mortgage
Sistemi





MOTOROLA
MODEM





Nokia N79




Sağlık Köşesi

Kanser belirtileri



İngilizce Sözlük | Mortgage Sistemi | Bilgisayar Donanım | Playstation 3 | Sağlık Köşesi | Sony Ericson | Nokia | İngilizce Diyalog | Motorola | Emlak | Satılık Ev ilanları

     Yapılan araştırmalar, özellikle kadınların erkeklere oranla kanser belirtilerini dikkate almadıklarını, yıllık kontrollerini yaptırmadıklarını ve bu nedenle de erken tanıda geç kaldıklarını ortaya çıkardı.

    Kanserin önceden görünen semptomlarını görmezden gelen birçok kişinin, erken tanıda geç kaldığı için çeşitli kanser türlerinin tedavisine geç başlandığı belirtiliyor. Bazı belirtilerin ciddiye alınarak kanseri erken dönemde yakalama şansı olduğunu belirten araştırmacılar şu uyarılarda bulunuyor.

1. Nedensiz kilo kaybı: kadınlar, çaba harcamadan kilo verdiklerinden çok sevinirler. Ancak uzmanlar, istenmediği halde kontrol dışı kilo vermenin kanserin önemli belirtilerinden biri olduğunu söylüyorlar. Özellikle bir ay içinde 5 kilo ve fazlasını verirseniz, birşeylerden şüphelenmek gerekiyor. Böyle bir durumda doktora başvurmalı ve gerekli testleri yaptırmanız gerekiyor.

2. Şişkinlik: Özellikle kadınlarda görülen şişkinlik, yumurtalık kanserinin belirtilerinden biridir. Yumurtalık kanserinin diğer belirtileri ise karın ağrısı ya da pelvis ağrısı, çok fazla yemek yenmediği halde doygunluk hissi ve üriner sistem problemleridir.

Sürekli olarak idrara çıkma da bu belirtiler arasındadır. Eğer şişkinlik problemi her gün görülürse ve birkaç haftadan fazla sürerse mutlaka bir uzmana görünmek gerekiyor.

3. Göğüslerde değişiklikler: Kadınlarda regl döneminde göğüslerde yaşanan değişiklikler dışında eğer göğüste kızarıklık, deride kalınlaşma, pütürleşme görülüyorsa ya da göğüs ucunda şekil değişiklikleri olduysa mutlaka bu işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Bunun dışında kadınların her ay kendi kendine göğüs kontrolü yapması gerekiyor. Bu kontrol sırasında göğüste görülen ve ele gelen şişkinlikler varsa vakit kaybetmeden doktora gidilmeli.

4. Kanama: Özellikle düzenli adet gören kadınlarda meydana gelen ara kanamalar ciddiye alınmalı, çünkü bunlar kanser belirtisi olabilir. Ayrıca menopoz döneminde görülen kanamalar da şüphelenilmesi gereken durumlardandır. Yine bu belirtiler de jinekolojik kanserlerin habercisi olabilir.

5. Cilt değişimleri: Herkes cilt kanseri için benler ya da güneş lekelerinden şüphelenmesi gerektiğini bilir. Fakat ciltteki değişimler sadece bunlarla sınırlı değildir. Cildiniz de yersiz kanamalar, cildin hassasiyet kazanması gibi değişiklikler de kanser için önemli belirtilerdir.

6. Yutma zorluğu: Eğer yeme alışkanlıklarınız değişmediği halde yutkunma zorluğu yaşıyorsanız ve sürekli olarak çorba gibi sıvı gıdalar tüketmeye başladıysanız şüphelenmelisiniz. Çünkü, bu belirti çoğunlukla yemek borusu kanserinin habercisi olabiliyor.

7. Dışkıda kan: Dışkıda kan kolon kanserinin belirtileri arasındadır.

Çoğunlukla hemoroid olarak şüphelenilen ve görmezden gelinen bu belirtiyi hafife almamalısınız. Böyle bir durumdan şüphelendiğiniz zaman doktora başvurmalısınız. Teşhis için kolonoskopi yaptırmanız gerekebilir.
8. Şiddetli karın ağrısı ve depresyon: Karın ağrısıyla birlikte depresyona giren kadınların mutlaka check up yaptırması gerektiğini söyleyen araştırmacılar, depresyon ve pankreas kanseri arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorlar.

9. Hazımsızlık: genelde hamile kadınlar kilo almaya başladıkları andan itibaren hazımsızlıktan şikayet ederler. Ancak, ortada hamilelik gibi bir durum yoksa hazımsızlık mide, yemek borusu ya da gırtlak kanserinin belirtisi olabiliyor.

10. Ağızda değişiklikler: Özellikle sigara içenlerin dikkat etmesi gereken ağızdaki beyaz yaralar ya da dildeki beyaz lekeler ağız kanserinin erken belirtileri arasındadır. Böyle bir durumda diş hekiminize ya da uzman bir doktora danışmanız gerekiyor.

11. Ağrı: Sürekli olan ve uzun süre devam eden ağrılar şüphelenmeniz gereken durumlar arasında yer alıyor. Bir yeriniz sürekli aynı şekilde ağrıyorsa ve geçmiyorsa ihmal etmeden bir doktora gitmelisiniz.

12. Lenf bezlerinde değişiklik: Kol altınızda ya da boğazınızda yutkunurken lenf bezlerinde zorlanma ya da bir şişlik hissederseniz hastalıktan şüphelenmeniz gerekebilir. Eğer şişlikler bir ay içinde giderek büyüyorsa risk olduğu anlamına geliyor. Bu durumda biyopsi yaptırmanız gerekebilir.

13. Ateş: Grip ya da bir enfeksiyonda kaynaklanmayan bir nedenden dolayı ateşleniyorsanız, kanserden şüphelenmelisiniz. Ateş çoğunlukla kan ve lenf kanserinin erken dönemde görülen belirtisidir.

14. Yorgunluk: Diğer birçok hastalığın belirtisi olan yorgunluk, kanserin de belirtileri arasında yer alıyor. Genel olarak kanserin ileri aşamalarında görülebildiği gibi erken dönemde şikayetler arasında yer alabilir. Yorgunluk özellikle mide, kolon ve kan kanseri belirtilerindendir.

15. Öksürük : Öksürük çoğunlukla grip, nezlenin belirtisi olarak kabul edilir. Fakat öksürüğünüz üç ya da dört haftadan fazla sürüyorsa, şüphelenmeniz gerekiyor. Böyle bir durumda özellikle de bir sigara tiryakisiyseniz doktorunuzdan boğazınızı kontrol etmesini, akciğerlerinize bakmasını istemelisiniz.

kanser belirtileri, kanseri önlemek, kanserin belirtileri, kanser teşhisi

Yorum (yok) Yorum yaz!

Memurlara Çocuk yardımı geliyor



İngilizce Sözlük | Mortgage Sistemi | Bilgisayar Donanım | Playstation 3 | Sağlık Köşesi | Sony Ericson | Nokia | İngilizce Diyalog | Motorola | Emlak | Satılık Ev ilanları

      2010 yılı Bütçesi görüşülmek üzere Meclis'te beklerken maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önümüzdeki yıl çok çocuklu memurlara yadım müjdesi vedi ve "Çocuk sınırının kaldırılması ile ilgili düzenleme yapılacak" dedi.

     Maliye bakanı Şimşek, çocuk için ödenmekte olan aile yardımı ödeneğinde çocuk sayısı sınırının kaldırılması yönünde düzenleme yapacaklarını belirtti.  Halen memurlara en fazla iki çocuk için aile yardımı yapılıyor. Sınırın kaldırılması konusu, ağustos ayında memur sendikalarıyla hükümet arasında yapılan toplu görüşmelerde gündeme gelmiş, ancak uzlaşmazlık nedeniyle yardım belirsizliğe uğramıştı. Şimşek, dün 2010 yılı bütçe yasa tasarısını Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunarken müjdeyi açıkladı. Halen memura 0-6 yaş birinci çocuk için ortalama 25 TL, 6 yaş ve üzeri ikinci çocuk için de 12,5 TL yardım ödeniyor. Yapılacak yeni düzenlemeyle 6 yaştan büyük 3 ve daha fazla çocuğu olan memurlar her bir çocuk için aylık 12,5, yıllık da 150 TL alacak. Buna göre örneğin biri 6 yaşından küçük üç çocuğu olan bir memura toplamda yıllık 600 TL çocuk yardımı yapılacak.

MEMURA YÜZDE 2,6
Bakan Şimşek, memura bu yıl yapılan zamların da enflasyonun üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Bu yıl memura yüzde 4 artı 4,5 olmak üzere kümülatif yüzde 8.7 oranında zam yaptıklarını hatırlatan Şimşek, yıl sonu itibariyle TÜFE artışının yüzde 5.9’da kalacağının tahmin edildiğini, buna göre memur maaşlarındaki reel artışın yüzde 2.6 olduğunu söyledi.

EN KÖTÜ GERİDE KALDI
Bakan Şimşek, bütçeyi sunuşunda Türkiye’nin küresel krizden en hızlı çıkan ülkelerden biri olacağı öngörüsünde de bulundu. Kriz için, “en kötü dönem geride kaldı” ifadesini kullanan Bakan Şimşek, ekonomideki iyileşmeye bağlı olarak petrol fiyatlarındaki artışın ise Türkiye için risk unsuru olduğunu söyledi.
    

Yorum (yok) Yorum yaz!

işte Türkçe yazılmış en korkunç roman



İngilizce Sözlük | Mortgage Sistemi | Bilgisayar Donanım | Playstation 3 | Sağlık Köşesi | Sony Ericson | Nokia | İngilizce Diyalog | Motorola | Emlak | Satılık Ev ilanları
    Türk Edebiyatında korku edebiyatlı cılız ve bu alanda kalem oynatanlar, okurları korkutmaktan çok güldürmekle eleştiriliyorlar. Fakat bir romancı okurlarını korkutan bir roman yazdı. İşte o roman.
        "Nasıl ki her doğan güneşin batışı, her ilkbaharın bir kışı varsa, her doğan insanın da bir ölümü vardı. Ebedi değildi fani insanlar için dünyanın omuzları" diyen Şanlıurfa Birecik doğumlu ilahiyatçı öğretmen yazar Seyit Ahmet Uzun, ölen bir insanın gözünden üzerine kürekle toprak atılan ilk anlardan itibaren başına neler gelebileceğinden hareketle bir roman yazdı. Belki amacı bir korku romanı yazmak değildi ama korku edebiyatı fakiri Türk Edebiyatında bu eserli okuyanların çoğu korkunç buldu.  Tabi okuru korkudan titreten yazarın kaleminin gücü mü yoksa okurların "ölünce ben de mi böyle olacağım?" endişesi mi orası tartışmaya açık. Çünkü kitap her ne kadar bir edebiyat ürünü olsa da bir ilahiyatçının kaleminden çıkmış olduğu için, İslami bilgiler ışığında adım adım ölen bir insanın karşılabileceği halleri anlatıyor. Seyit Ahmet Uzun, Bilge Yayınlarından neşredilen Kabirde ilk Gece'yi yazmaktaki amacının insanları ahirete hazırlamak, Ayet ve hadisler ışığında onların öldüğünde karşılaşabileceği manzaraları onlara hatırlatmak olduğunu söylüyor. Mezar Metrosu ve topraktan yorgan bölümleri ile başlayan romanda gün be gün bir meftanın yaşadığı azap ve karşılaştığı korkunç manzaralar anlatılıyor:  

     Kitaptan bazı pasajlar şöyle: "...Kapı açıldı. Sözün bittiği yerdi. Ateş kızıllığı geçmiş hararetinden simsiyah kesilmişti. Münafıklar zebanilerin ellerindeki zincirlere bağlanmış bir şekilde diz üstü çökmüş, ateşin üzerlerine hücumunu korku dolu gözlerle seyrediyorlardı. Kimisi zincirlerden kurtulmaya çalışmak için sağa sola çırpınıyorlardı. Ama nafile bir uğraş, beyhude bir çırpınıştı. Çünkü zincirlerden kurtulsalar bile kaçacak hiçbir yerleri yoktu. Bunu düşünecek bir durumda bile değildiler. Her kaçmak istemelerinde zebanilerin ellerinde zincirlerin yanında bulunan kırbaçlarla yüz üstü yere kapaklanıyor ve yüzleri iğrenç bir görünüme bürünüyordu. ..
"... Günahkârların, suçluların yüzleri kapkaraydı. Güzellikten hiçbir eser yoktu. Dünyadayken güzelleşmek için o kadar çok para harcamışlardı ki geçici bir süreliğine gerilen yüzler toprağın neminde sarkmış kendini bırakmıştı. Ama asıl çirkinlik cehennemin alevlerinde kendisini gösteriyordu. Yüzler yanıyor, deriler soyuluyordu. Ateşe alışan derilen bir müddet sonra tekrar değişiyor ve azabın derilere işleyen acısı tekrar yürekleri yakıyordu.

Kapı ağır ağır açıldı. Burası bir mezbahaneyi andırıyordu. İçeriye girildiği zaman burun direklerini düşüren iğrenç bir koku hissediliyordu. Ahmet birden burnunu ve ağzını kapattı. Ateş deresi burada da görülüyordu. Duvarların kalınlığı hemen hemen aynıydı. Lavlardan bir şelale dereleri besliyordu.

Buradaki insanların önünde temiz, leziz etler dururken onlar kendilerine sunulan bu güzel etleri bırakarak az ileride bulunan leş gibi kokan çürümüş, kokmuş etlere gidiyorlardı. Onları büyük bir iştahla yiyorlardı. Leş temize, çirkin güzele, kokmuş tazeye tercih ediliyordu. Bu onların dünyadaki tercihlerinin bir sonucuydu.

Ahmet bu iğrençliğin ne anlama geldiğini anlamak için soran gözlerle Malik’e baktı. Malik bu sahnenin dünyaya bakan yüzünü şöyle açıkladı; “Bu insanlar zina ederek, Allah’ın helal kıldığı eşlerini veya karşı cinsi bırakarak hem cinsleriyle cinsel ilişkiyi tercih edenlerdir. Kısacası gayrı meşru ilişkiyi meşru olana tercih edenlerin durumudur.

Helal ve tertemiz eşleri dururken eşlerini aldatarak başkalarıyla birlikte olanlar cehennem ateşinin odunları arasındaki yerlerini bu şekilde almaktadırlar. Hani hatırlarsan Lut peygamber kavmine bu hususta bir uyarı yapmıştı. “Siz sizden öncekilerin yapmadığı çirkinliği mi yapıyorsunuz? Kadınları bırakıp erkeklere mi gidiyorsunuz?” demişti. Onlar ise Lut peygamberi temiz kalmakla suçlayıp şehirlerinden kovmuşlardı. İşte heteroseksüelliği bırakarak homoseksüelliği tercih edenlerle, evlilik dışı cinselliği çağdaşlık sloganıyla normalleştirenlerin sonu budur" 
     "...Zebanilerin çektiği zincirlerin ucunda ateş çukurlarına doğru ilerliyorlardı. Çırpınıyorlar ve kurtulmak istiyorlardı. Ama burasının tek sahibi ve gücün kuvvetin tek hâkimi Allah’tı. Burada irade geçerli değildi. Dünyada kendilerine sunulan irade lütfunu hakkıyla kullanamadıkları için burada sürünenlerden olmuşlardı. Bir taraftan zebanilerin çektikleri zincirlerin ucunda sürünürken, diğer taraftan çelik kamçılar sırtlarında yankılanıyordu. 
 
Eğmedikleri başlar yerlerde sürünüyordu. Hezeyanları gökleri inletiyor ama bir karşılık veren olmuyordu. Yalnızdılar. Taptıkları putlar başta olmak üzere putlaştırılan insan ve eşyalar onlardan çooook uzaklardaydı. Ama onlar da tek başlarına azap girdaplarına doğru ilerliyorlardı.  Bir bir kendileri için hazırlanmış ateş çukurlarının içlerine doğru batıyorlardı. Ateş yavaş yavaş ayaklarından başlayarak tüm bedenlerini kuşatıyor ve sonunda başları da kayboluyordu. Battıkları yerde ateş kabarcıkları oluşuyordu. Dünya zamanıyla ne kadar kalındığı bilinmez bir süre sonra tekrar başları zebanilerin çektiği zincirlerin ucunda görünmeye başlıyordu. Ancak bu sefer görüntü dehşetin ötesindeydi..."

"...Yüzleri öylesine iğrenç bir hal almıştı ki bakmak insanın içini bulandırıyordu. Sahip oldukları servetleri, güzellikleri, yakışıklı hallerinden eser yoktu. Ateş yüzlerini yalıyor ve aynanın karşısında saatlerini harcadıkları ve insanları kendilerinden kaynaklanmayan güzelliklerinden dolayı hava attıkları çehrelerinin havası solmuştu. Yanaklarını şimdi ateşin rüzgârları şişiriyordu. O alay ettikleri dillerini ise ağızlarının içinde büyüyerek ayaklarının altına sarkıyordu. Ağızlarının içinden çıkan kocaman bir yılan ise önemsedikleri bedenlerine dolanarak sımsıkı sarıyor sonra onları yuvarlayarak ateş deresine doğru sürüklüyordu.Bunların yanında ise uzun direklere bağlanmış çirkin suratlı başka garabet insanlar bulunuyordu. Onlarda alaycılar tayfasındandı. Özgürlüğü inançtan bağımsızlaşma olarak algılamaktaydılar. İnançlarına sadakatte bulunanlarla az dalga geçmemişlerdi. Onların her halükarda doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamalarını enayilik olarak görüyorlardı. İçkinin tadından mahrum kalmayı, kadeh tokuşturmanın zevkine erememeyi gericilik olarak değerlendiriyorlardı. Hele başörtüsünü inancının gereği olarak damarlarının her zerresine işlemiş olanları zevksiz zavallılar olarak değerlendiriyorlardı. İşte ateş onları her yanlarından kuşatmıştı. Tavan aheste aheste açıldı. Birden başlar yukarılara doğru çevrildi. Alay ettikleri insanlar başlarında elmastan taçlarla cennette Allah’a kul olma özgürlüğünün tadını çıkarıyorlardı. Her istedikleri ellerinin altındaydı.,.."


Yorum (yok) Yorum yaz!

Blogcu ile yapıldı

Nil Karaibrahimgil Seviyorum Sevmiyorum şarkı, video, türkçe klip, yabancı klip, mtv klip, kral tv, youtube, türkçe müzik, şarkı dinle, mp3 dinle, kral tv klipleri, video izle, müzik arşivi, türkçe mp3, mp3 indir, video izle, müzik indir, klip izle, biyografi, ünlüler, magazin, müzik ödülleri, türkçe, şarkı arşivi, söz arşivi, klip arşivi, müzik download, dizi izle, fragman izle